Sverige i fokus, Bölüm 11

İsveç'in modern tarihi

Bu bölüm İsveç'in yaklaşık iki yüz yılda yoksul bir tarım ülkesinden modern bir refah toplumuna nasıl dönüştüğüne genel bir bakış sunuyor. 1800'lerin başında nüfusun neredeyse tamamı, o dönemde yaklaşık 2,5 milyon kişi, kırsalda yaşıyordu; ancak yüzyıl boyunca sanayi geliştikçe giderek daha fazla kişi şehirlere taşındı. Ülke buna rağmen yoksul olduğu için, 1850 ile 1920 arasında bir milyonun üzerinde İsveçli ABD'ye göç etti.

Demokrasiye giden yol uzun bir süreç olarak tanımlanıyor. 1809'da İsveç, kralın gücünü sınırlayan yeni bir anayasa kabul etti; 1865'te oy hakkı genişletildi ve soylular ile din adamları eski etkilerini kaybetti, ancak kadınlar ve yoksul erkekler hâlâ oy hakkına sahip değildi. İşçi hareketi, özgür kilise hareketi, kadın hareketi ve ayıklık hareketi gibi halk hareketleri oy hakkı ve sekiz saatlik iş günü gibi talepleri öne çıkardı. 1909'da neredeyse tüm erkekler oy hakkı kazandı, 1918'de genel oy hakkına karar verildi, 1921'de ise hem kadınların hem erkeklerin oy verdiği ilk meclis seçimi yapıldı; bu genellikle İsveç'in demokrasiye geçişi olarak sayılır. 1914-1918 yılları arasındaki Birinci Dünya Savaşı'nda İsveç tarafsızdı, ancak yine de mal kıtlığından etkilendi.

1920'ler ve 30'lar modernleşmenin sürdüğü ama toplumsal çatışmaların da yaşandığı bir dönemdi; 1931'de ordu Ådalen'de gösteri yapan işçilere ateş açtı. 1938'de sendikalar ve işverenler arasında Saltsjöbaden Anlaşması imzalandı; bu, tarafların, devletin değil, iş piyasası koşullarını kendi aralarında müzakere ettiği İsveç modelinin temelini oluşturdu. Aynı dönemde, o zamanlar Sosyal Demokratlar'ın parti lideri olan Per Albin Hansson, 1928'de folkhemmet (halkın evi) fikrini ortaya koydu. Bölüm, bu dönemin karanlık yönlerine de yer veriyor: başta Samiler, Tornedallılar, Yahudiler ve Romanları etkileyen ırk biyolojisi araştırmaları, bazı grupların göçünü zorlaştıran yasalar ve topluma uymadığı düşünülen insanların zorla kuruma yatırılması. 1939-1945 İkinci Dünya Savaşı'nda İsveç resmen tarafsızdı ama Alman asker nakliyesine izin verdi; savaşın sonlarına doğru İsveç, yaklaşık 7.000 Danimarkalı Yahudiyi kabul ederek, Raoul Wallenberg'in koruma pasaportları ve Kızılhaç'ın beyaz otobüs kurtarma operasyonu aracılığıyla Yahudilere yardım etti.

1945-1976 arası, Sosyal Demokratların iktidarda olduğu dönem, 'rekor yıllar' olarak adlandırılıyor ve güçlü ekonomik büyüme, 40 saatlik çalışma haftası, beş haftalık tatil ve genişleyen refah sistemi getirdi. İsveç o dönemde, başta Finlandiya, Yunanistan, Yugoslavya ve Türkiye'den gelen işçi göçüyle bir göçmen ülkesi haline geldi; miljonprogrammet ise 1960'larda bir milyon konut inşa etti. 1970'lerin ortasından itibaren İsveç, ekonomik kriz, artan uluslararası rekabet ve 1976'da uzun zamandır ilk kez Sosyal Demokrat olmayan hükümetle birlikte bir bilgi ve bilgi toplumuna dönüştü. 1990'lardan itibaren toplum, dijital devrim, artan mülteci göçü ve segregasyon ile entegrasyon tartışmalarının sürmesiyle şekillendi; aynı zamanda çocuklar, azınlıklar ve hbtqi bireyler gibi grupların hakları güçlendi. Bölümde 1921, 1938 ve Raoul Wallenberg gibi çok sayıda tarih ve isim geçtiğinden, sınavın bu kilometre taşlarını sorması muhtemel.

UHR'nin PDF'sinde bölümü aç